Leyli Sanat Derneği ve SPoD iş birliğiyle yürüttüğümüz Dünyadan Filmler serisinde, sezonun son durağı olan Meksika sinemasına I Carry You With Me (Te Llevo Conmigo) filmiyle başladık. Suna Sözer Topluluk Merkezi’nde gerçekleştirdiğimiz buluşmada, gerçek bir yaşam öyküsünden ilham alan bu etkileyici yapım üzerinden göç, aidiyet, aşk, kimlik ve görünürlük temalarını birlikte değerlendirdik.
2020 yılında gösterime giren ve yönetmenliğini Heidi Ewing’in üstlendiği I Carry You With Me, Meksika’da yaşayan genç bir aşçı olan Iván’ın hem mesleki hayallerinin hem de aşkının peşinden giderken karşılaştığı engelleri konu alıyor. Film, daha özgür bir yaşam kurabilmek amacıyla Amerika Birleşik Devletleri’ne uzanan zorlu bir yolculuğu anlatırken, göç deneyiminin bireysel ve toplumsal boyutlarını da görünür kılıyor.
Etkinlik boyunca filmin merkezinde yer alan göç olgusunu yalnızca sınır geçişleri üzerinden değil; hafıza, özlem, aile ilişkileri ve kimlik inşası bağlamında da ele aldık. Bir kişinin yaşadığı coğrafyayı terk etmesinin yalnızca fiziksel bir hareket olmadığı; aynı zamanda geçmiş, aidiyet ve gelecek arasında kurulan karmaşık bir müzakere süreci olduğu üzerine düşündük.
Filmdeki queer aşk hikâyesi, katılımcılar arasında en çok tartışılan başlıklardan biri oldu. Toplumsal baskılar, görünür olmanın bedeli, aile beklentileri ve güvenlik kaygıları gibi konular üzerinden, queer bireylerin yaşam deneyimlerinin farklı toplumsal koşullarda nasıl şekillendiğini değerlendirdik. Özellikle aşkın, mesafe ve zaman karşısında nasıl dönüştüğü; bağlılık, fedakârlık ve umut kavramlarıyla kurduğu ilişki üzerine verimli bir sohbet gerçekleştirdik.
Sinemasal açıdan bakıldığında ise filmin kurmaca ve belgesel anlatıyı iç içe geçiren yapısı dikkat çekici bir tartışma alanı açtı. Gerçek yaşam öyküsüne dayanan anlatının yarattığı duygusal etki, hafıza ve temsil meseleleriyle birlikte ele alındı. Filmin sade ama güçlü görsel dili, karakterlerin iç dünyalarını aktarma biçimi ve zaman kullanımı üzerine de değerlendirmelerde bulunuldu.
Dünyadan Filmler serisi, farklı ülkelerin sinemaları aracılığıyla kültürel, toplumsal ve politik meseleleri birlikte düşünmeye devam ediyor. Meksika sinemasına odaklandığımız bu ilk buluşma da sinemanın yalnızca bir anlatı biçimi değil, aynı zamanda ortak düşünme ve tartışma alanı yaratabilen güçlü bir araç olduğunu bir kez daha gösterdi.
Katılım sağlayan, görüşlerini paylaşan ve tartışmayı zenginleştiren herkese teşekkür ederiz.
Dünyadan Filmler serisinin Meksika sinemasına odaklanan ikinci buluşmasında yeniden bir araya gelmek üzere.



